Ekonomi literatürünün en ürkütücü durumlarından biri olan stagflasyon, modern merkez bankalarının kâbus senaryosudur. Çünkü böyle dönemlerde piyasalar bir türlü hızlanmaz, büyüme yavaşlar, buna rağmen fiyatlar artmayı sürdürür. Günlük hayatta alım gücünün düştüğü hemen hissedilir, ekonomik göstergelerin neden normale dönmediğini anlaşılmakta zorlanılır.
Stagflasyon, aynı anda üç olumsuz ekonomik göstergenin bir araya geldiği bir durumu ifade eder: yüksek enflasyon, ekonomik durgunluk ve işsizliğin artması. Normal ekonomik koşullarda, işsizlik artarken tüketim azalacağı için enflasyonun düşmesi beklenir (Phillips Eğrisi ilişkisi). Fakat stagflasyonda bu doğal denge bozulur; fiyatlar artar ama ekonomi canlılık göstermez.
Siz bunu günlük hayatta şöyle hissedersiniz: ürünler pahalanır, ancak iş bulmak zorlaşır. İş dünyası yatırım yapmaya çekinir, fakat yaşam maliyetleri hızla tırmanır. Çelişkili tablo nedeniyle stagflasyon, ekonomi yönetimlerinin çözmesi en zor problemlerden biri olur. Bu durum Merkez Bankaları için büyük bir ikilemdir. Enflasyonu düşürmek için faiz artırılırsa, zaten durgun olan ekonomi daha da yavaşlar. Büyümeyi canlandırmak için faiz düşürülürse, enflasyon kontrolden çıkar.
Stagflasyonun ortaya çıkması, iki ana nedenin birleşimiyle tetiklenir: Olumsuz arz şokları ve Merkez Bankası politikalarının hatalı uygulanması.
Stagflasyonun en yaygın tetikleyicisi, üretimin maliyetini kontrolsüzce artıran dışsal şoklardır. Maliyetlerin artması, firmaların aynı fiyata daha az ürün üretmesine neden olurken, maliyet artışları hemen fiyatlara yansıtıldığı için enflasyon yükselir. Bu durumun tarihteki en bilinen örneği, 1970'li yıllardaki petrol krizleridir. Petrol fiyatlarının hızla fırlaması, tüm sanayi sektörünün üretim maliyetini artırmış, bu da üretimin durmasına ve fiyatların yükselmesine yol açmıştır.
Stagflasyon Merkez Bankalarının hatalı para politikaları sonucu da derinleşebilir. Eğer Merkez Bankası, yüksek enflasyona rağmen ekonomik büyümeyi canlandırmak amacıyla uzun süre düşük faiz politikası uygularsa veya Hükümetler kontrolsüz maliye politikaları ile ekonomiye sürekli para pompalarsa yapısal sorunları çözmediği için uzun vadede gerçek büyüme sağlayamaz. Bu politikalar, ekonomiyi sıcak (yüksek enflasyon) ve yavaş (durgunluk) duruma hapseder.
Gelişmekte olan ekonomilerde, üretimde dışa bağımlılık, esnek olmayan işgücü piyasası gibi yapısal sorunlar stagflasyona zemin hazırlar. Dışarıdan gelen her arz şoku (örneğin kur artışı), üretim maliyetlerini hızla artırır. bu da enflasyonun kalıcı olmasına neden olurken, ekonominin katı yapısı hızlı büyüme hamlelerine izin vermediği için durgunluk devam eder.
Stagflasyon yüksek enflasyon ve yüksek işsizliğin zehirli bir birleşimi olduğu için, ekonominin tüm katmanlarında uzun süreli hasarlar bırakır. Mevcut durum ekonomiyi yönetenleri çaresiz bırakırken, en çok hane halklarını zorlar.
Stagflasyon, tüketicileri iki cephede birden vurur:
İşletmeler, stagflasyonda ciddi kâr baskısı altına girerler. Arz şokları nedeniyle girdi maliyetleri hızla yükselirken, durgunluk nedeniyle talep azalır. Artan maliyetleri tüketiciye yansıtmak zorlaşır, bu da şirketlerin kâr marjlarını sıfıra yaklaştırır. Belirsiz ortamda, şirketler yeni yatırım yapmaktan kaçınır; bu da ekonomik durgunluğu kalıcı hale getirir.
Stagflasyonun en büyük makroekonomik etkisi, para politikası araçlarını (faiz oranları) etkisiz hale getirmesidir. Enflasyonla mücadele için faiz artırmak, durgunluğu şiddetlendirirken; durgunlukla mücadele için faiz indirmek, enflasyonu kontrolden çıkarır. Merkez Bankalarını adeta çıkmaz sokağa sokan bu durum, kriz çözmek için geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığını gösterir. Stagflasyondan çıkış, yıllar süren koordineli yapısal reformlar ve küresel piyasalardaki arz şoklarının sona ermesiyle mümkün olur.
Tarihin en şiddetli stagflasyon örneği, 1970'li yıllarda ABD ekonomisinde yaşanmıştır. Krizin temel nedeni, OPEC ülkelerinin petrol fiyatlarını siyasi kararlar neticesinde astronomik seviyelere çıkarmasıydı. Petrol, tüm sanayi üretimi için temel girdi olduğu için neredeyse tüm ürünlerde maliyetler fırladı. Üretim maliyetleri arttığı için GSYH yavaşladı ve işsizlik yükseldi. Eş zamanlı olarak artan petrol fiyatları diğer tüm ürünlerin fiyatlarını yukarı çektiği için Enflasyon çift hanelere ulaştı. ABD’de enflasyon %13’lere, işsizlik %9’lara yaklaştı.
1970'lerin sonlarında, ABD'de enflasyonun kontrol altına alınamaması ve durgunluğun devam etmesi, stagflasyon sarmalının derinleşmesine yol açtı. Dönemin FED Başkanı Paul Volcker, enflasyonu kırmak için faiz oranlarını agresifçe yükseltmek zorunda kaldı. Sert politika hamlesi (Volcker Şoku), enflasyonu dizginlemede başarılı oldu ancak ekonomiyi geçici olarak derin bir resesyona soktu. Bu dönem stagflasyonun etkilerinin çözülmesinin ne kadar zor olduğunu gösteren kritik bir örnektir.
Stagflasyonun neden geleneksel enflasyondan daha tehlikeli olduğunu anlamak için, her iki durumun ekonomi üzerindeki temel etkilerini karşılaştırmak gerekir:
Enflasyon, güçlü büyümenin yan etkisiyken; stagflasyon hem alım gücünü bitiren hem de istihdamı yok eden, yönetimi en zor iktisadi durumdur. Benzer ekonomik belirsizliklere karşı paranızın değerini koruma altına almak istiyorsanız, katılım bankacılığı çözümleri sunan Albaraka Türk ile iletişime geçebilirsiniz. Birikimlerinizi katılım hesapları, altın veya döviz ürünleriyle değerlendirerek finansal geleceğinizi güvence altına alabilirsiniz.