Albaraka Mobil
Mobil Bankacılık

Stagflasyon Nedir?

19.01.2026 | 5 dk Okuma Süresi

Ekonomi literatürünün en ürkütücü durumlarından biri olan stagflasyon, modern merkez bankalarının kâbus senaryosudur. Çünkü böyle dönemlerde piyasalar bir türlü hızlanmaz, büyüme yavaşlar, buna rağmen fiyatlar artmayı sürdürür. Günlük hayatta alım gücünün düştüğü hemen hissedilir, ekonomik göstergelerin neden normale dönmediğini anlaşılmakta zorlanılır.

Stagflasyon Ne Demek?

Stagflasyon, aynı anda üç olumsuz ekonomik göstergenin bir araya geldiği bir durumu ifade eder: yüksek enflasyon, ekonomik durgunluk ve işsizliğin artması. Normal ekonomik koşullarda, işsizlik artarken tüketim azalacağı için enflasyonun düşmesi beklenir (Phillips Eğrisi ilişkisi). Fakat stagflasyonda bu doğal denge bozulur; fiyatlar artar ama ekonomi canlılık göstermez.

Siz bunu günlük hayatta şöyle hissedersiniz: ürünler pahalanır, ancak iş bulmak zorlaşır. İş dünyası yatırım yapmaya çekinir, fakat yaşam maliyetleri hızla tırmanır. Çelişkili tablo nedeniyle stagflasyon, ekonomi yönetimlerinin çözmesi en zor problemlerden biri olur. Bu durum Merkez Bankaları için büyük bir ikilemdir. Enflasyonu düşürmek için faiz artırılırsa, zaten durgun olan ekonomi daha da yavaşlar. Büyümeyi canlandırmak için faiz düşürülürse, enflasyon kontrolden çıkar.

Stagflasyonun Nedenleri Nelerdir?

Stagflasyonun ortaya çıkması, iki ana nedenin birleşimiyle tetiklenir: Olumsuz arz şokları ve Merkez Bankası politikalarının hatalı uygulanması.

Stagflasyonun en yaygın tetikleyicisi, üretimin maliyetini kontrolsüzce artıran dışsal şoklardır. Maliyetlerin artması, firmaların aynı fiyata daha az ürün üretmesine neden olurken, maliyet artışları hemen fiyatlara yansıtıldığı için enflasyon yükselir. Bu durumun tarihteki en bilinen örneği, 1970'li yıllardaki petrol krizleridir. Petrol fiyatlarının hızla fırlaması, tüm sanayi sektörünün üretim maliyetini artırmış, bu da üretimin durmasına ve fiyatların yükselmesine yol açmıştır.

Stagflasyon Merkez Bankalarının hatalı para politikaları sonucu da derinleşebilir. Eğer Merkez Bankası, yüksek enflasyona rağmen ekonomik büyümeyi canlandırmak amacıyla uzun süre düşük faiz politikası uygularsa veya Hükümetler kontrolsüz maliye politikaları ile ekonomiye sürekli para pompalarsa yapısal sorunları çözmediği için uzun vadede gerçek büyüme sağlayamaz. Bu politikalar, ekonomiyi sıcak (yüksek enflasyon) ve yavaş (durgunluk) duruma hapseder.

Gelişmekte olan ekonomilerde, üretimde dışa bağımlılık, esnek olmayan işgücü piyasası gibi yapısal sorunlar stagflasyona zemin hazırlar. Dışarıdan gelen her arz şoku (örneğin kur artışı), üretim maliyetlerini hızla artırır. bu da enflasyonun kalıcı olmasına neden olurken, ekonominin katı yapısı hızlı büyüme hamlelerine izin vermediği için durgunluk devam eder.

Stagflasyonun Ekonomiye Etkileri

Stagflasyon yüksek enflasyon ve yüksek işsizliğin zehirli bir birleşimi olduğu için, ekonominin tüm katmanlarında uzun süreli hasarlar bırakır. Mevcut durum ekonomiyi yönetenleri çaresiz bırakırken, en çok hane halklarını zorlar.

Stagflasyon, tüketicileri iki cephede birden vurur:

  • Alım Gücünün Düşmesi (Enflasyon): Fiyatlar hızla artarken, maaşlar aynı hızda artmaz. Bireylerin tasarruflarını eritir, temel ihtiyaçlarını karşılama yeteneğini ciddi şekilde azaltır.
  • İş Kaybı Riski (Durgunluk): Ekonomik büyüme durduğu için şirketler üretim yapmaz, yatırım yapmayı keser. Sonuç olarak mecburen işçi çıkarmaya başlar. Yüksek işsizlik, hane halklarının gelir güvencesini ortadan kaldırır. Çifte baskı, tüketici güvenini tarihin en düşük seviyelerine çeker.

İşletmeler, stagflasyonda ciddi kâr baskısı altına girerler. Arz şokları nedeniyle girdi maliyetleri hızla yükselirken, durgunluk nedeniyle talep azalır. Artan maliyetleri tüketiciye yansıtmak zorlaşır, bu da şirketlerin kâr marjlarını sıfıra yaklaştırır. Belirsiz ortamda, şirketler yeni yatırım yapmaktan kaçınır; bu da ekonomik durgunluğu kalıcı hale getirir.

Stagflasyonun en büyük makroekonomik etkisi, para politikası araçlarını (faiz oranları) etkisiz hale getirmesidir. Enflasyonla mücadele için faiz artırmak, durgunluğu şiddetlendirirken; durgunlukla mücadele için faiz indirmek, enflasyonu kontrolden çıkarır. Merkez Bankalarını adeta çıkmaz sokağa sokan bu durum, kriz çözmek için geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığını gösterir. Stagflasyondan çıkış, yıllar süren koordineli yapısal reformlar ve küresel piyasalardaki arz şoklarının sona ermesiyle mümkün olur.

Tarihte Stagflasyon Örnekleri

Tarihin en şiddetli stagflasyon örneği, 1970'li yıllarda ABD ekonomisinde yaşanmıştır. Krizin temel nedeni, OPEC ülkelerinin petrol fiyatlarını siyasi kararlar neticesinde astronomik seviyelere çıkarmasıydı. Petrol, tüm sanayi üretimi için temel girdi olduğu için neredeyse tüm ürünlerde maliyetler fırladı. Üretim maliyetleri arttığı için GSYH yavaşladı ve işsizlik yükseldi. Eş zamanlı olarak artan petrol fiyatları diğer tüm ürünlerin fiyatlarını yukarı çektiği için Enflasyon çift hanelere ulaştı. ABD’de enflasyon %13’lere, işsizlik %9’lara yaklaştı.

1970'lerin sonlarında, ABD'de enflasyonun kontrol altına alınamaması ve durgunluğun devam etmesi, stagflasyon sarmalının derinleşmesine yol açtı. Dönemin FED Başkanı Paul Volcker, enflasyonu kırmak için faiz oranlarını agresifçe yükseltmek zorunda kaldı. Sert politika hamlesi (Volcker Şoku), enflasyonu dizginlemede başarılı oldu ancak ekonomiyi geçici olarak derin bir resesyona soktu. Bu dönem stagflasyonun etkilerinin çözülmesinin ne kadar zor olduğunu gösteren kritik bir örnektir.

Stagflasyon ile Enflasyon Arasındaki Fark

Stagflasyonun neden geleneksel enflasyondan daha tehlikeli olduğunu anlamak için, her iki durumun ekonomi üzerindeki temel etkilerini karşılaştırmak gerekir:

  • Ekonomik Büyüme: Geleneksel enflasyon döneminde ekonomik büyüme hızlıdır; ancak stagflasyon döneminde büyüme durgun veya negatiftir.
  • İşsizlik Oranı: Normal enflasyon güçlü talep sayesinde işsizliği düşük tutarken, stagflasyon yüksek enflasyona rağmen işsizlik oranını yüksek seviyelerde tutar.
  • Fiyat Artışı Kaynağı: Enflasyon çoğu zaman tüketici harcamaları kaynaklıdır; stagflasyon ise maliyet/arz şokları sebebiyle ortaya çıkar.
  • Merkez Bankası İkilemi: Enflasyonda Merkez Bankası sadece faiz artışı ile enflasyonu çözmeyi hedefler. Stagflasyonda ise faiz artışı durgunluğu derinleştirir, faiz indirimi enflasyonu patlatır; bu da politika yapıcıları çıkmaz sokağa sokar.

Enflasyon, güçlü büyümenin yan etkisiyken; stagflasyon hem alım gücünü bitiren hem de istihdamı yok eden, yönetimi en zor iktisadi durumdur. Benzer ekonomik belirsizliklere karşı paranızın değerini koruma altına almak istiyorsanız, katılım bankacılığı çözümleri sunan Albaraka Türk ile iletişime geçebilirsiniz. Birikimlerinizi katılım hesapları, altın veya döviz ürünleriyle değerlendirerek finansal geleceğinizi güvence altına alabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

  • Stagflasyon neden oluşur?
    Stagflasyon, temelde iki ana faktörün eş zamanlı olarak bir araya gelmesiyle oluşur: Birincisi üretimin maliyetini aniden artıran olumsuz arz şoklarıdır. Maliyetler arttıkça şirketler az sayıda ürün üretir. Oluşan yeni maliyeti fiyatlara yansıttığı için enflasyon yükselir. İkincisi ise, arz şoklarına rağmen Merkez Bankalarının hatalı para politikaları uygulamasıdır; yani enflasyon artarken bile, büyümeyi desteklemek amacıyla faiz oranlarının yeterince yükseltilmemesi durumudur.
  • Stagflasyona karşı hangi önlemler alınabilir?
    Stagflasyonla mücadele, tek araca dayanamaz ve uzun vadeli yapısal çözümler gerektirir. Kısa vadede, Merkez Bankası'nın enflasyon beklentilerini kırmak için güvenilir ve sert (gerekirse faiz artışı gibi) politikalar uygulaması esastır. Uzun vadede ise, ekonominin arz kapasitesini artırıcı önlemler alınmalıdır. Enerji bağımlılığını azaltacak alternatif enerji kaynaklarına yatırım, üretim verimliliğini artıracak yapısal reformlar ve işgücü piyasasını esnekleştirecek düzenlemeler, maliyet şoklarına karşı ekonomiyi dirençli hale getirir.
  • Türkiye’de stagflasyon yaşandı mı?
    Türkiye ekonomisi, yüksek enflasyon nedeniyle zaman zaman stagflasyon benzeri dönemler yaşamıştır, ancak bu durumlar 1970'lerdeki gibi küresel arz şokuyla tetiklenmemiştir. Özellikle 1990'lı yılların sonlarında ve 2000'li yılların başlarında, yüksek enflasyonun sürdüğü ancak ekonomik büyümenin düşük kaldığı dönemler görülmüştür.